Başbakanın gözyaşları

Aslında bu konuya bulaşmayı düşünmüyordum. Ancak son bir haftadır gerek sosyal medyada gerek bazı köşe yazarlarının yazılarında Erdoğan’ın ağlamasıyla ilgili eleştirileri ve vicdansız yorumları görünce yazmak farz oldu.
Bildiğiniz gibi geçen hafta katıldığı bir televizyon programında Müslüman Kardeşler Teşkilatı liderlerinden Muhammed el-Bilteci’nin Mısır’daki olaylar sırasında ölen kızı Esma’ya yazdığı veda mektubunu dinleyen Başbakan Erdoğan, gözyaşlarını tutamadı. İşte tüm olanlar bundan sonra oldu.

Bazı köşe yazarları ve bazı kesimler hemen Erdoğan’ı oy avcılığı için ağlamakla suçladı. Onlara göre Erdoğan her seçim öncesi ağlayarak oy kazanıyormuş! Bu kafalar seçimlerden galip çıkmanın formülünü çözmüş olsa gerek, formül ağlamaktan geçiyormuş… O zaman kolay, en çok ağlayan lider başbakan olur bu mantığa göre… Ama işin aslı öyle değil.
Bakınız; Kemal Kılıçdaroğlu da aylardır ağlıyor. Gezi için ağladı, dünya ülkelerine gidip ağladı, Silivri’de yatanlar için ağladı. Gerçi gözünden yaş aktığını kimse görmedi ama olsun… Sonuç? Kendisi de sonucu söylüyor. Tamı tamına yüzde 23. Bir tık öteye gitmiyor… Demek ki ağlamakla iktidar olunmuyor.
Tayyip Erdoğan biraz sıradışı bir lider. Duygularını gizleme ihtiyacı duymuyor. Bazen sinirleniyor, bazen küfür edecek gibi oluyor, bazen ise ağlıyor… Ancak bunları yaparken maske takmıyor, numaradan yapmıyor, o an hissettiği gibi davranıyor. Halkta O’nun bu doğal yanını seviyor, kendisi ile özleştiriyor. Mekanik liderlere alışanlara ise Tayyip Erdoğan’ın bu tavırları garip geliyor ve garip gelmeyede devam edecek gibi gözüküyor.
Dursun Ali Erzincanlı’nın seslendirdiği o mektubu dinleyipte duygulanmayan kişilerin ruh halini çok merak ediyorum. Özellikle kız babası olup duygulanmayanları… İçlerinde nasıl bir kin ve nefret biriktirmişler, anlaması çok güç. Kalpleri nasıl taşlaşmış, ruhları nasıl nasırlaşmış… Gözyaşları zaaf değildir; zenginliktir. Her ne kadar Nilüfer şarkısında “Erkekler ağlamaz” dese de, insan olan ağlar.
Niçin esmaya ağladı diyen vicdansızlara hatırlatma, Tayyip Erdoğan, Necdet Adalı ve Mustafa Pehlivanlıoğlu için de ağlamıştı ama size göre o göz yaşları da numara… Ama zaten anti-Tayyip zihniyeti, Başbakan ne yaparsa yapsın haz etmiyor; ağlasa da gülse de… Fakat işin özünde bir idrak kilitlenmesi var ki, asıl korkutucu olan bu.
***
Geçtiğimiz hafta ABC’ye konuşan Sydney Başkonsolosu Gülseren Çelik sözde Ermeni soykırımını tanıyan politikacıların ANZAC törenlerine katılamayacağını üstü kapalı ima etti. Türkiye’nin Avustralya vatandaşlarına kapısının her zaman açık olduğu ancak bu gibi düşmanca tavırlar takınan siyasilerin Türkiye’de yerinin olmadığı, daha önce Dışişleri Bakanlığı’nın yayınladığı duyuruda da yer almıştı. Gülseren Çelik bir nevi bunu Avustralya kamuoyuna tekrar hatırlatmış oldu.
NSW Parlamentosu almış olduğu bu kararla yapmış olduğu hatanın farkına varmış olacak ki Milletvekili Trevor Khan’ın girişimiyle 26 Haziran 2013 tarihinde apar topar bir “NSW Parlamentosu Türkiye Dostluk Grubu” kuruldu. Bu birlik bozulan ilişkilerin düzelmesinde ne kadar rol oynar bilinmez ama benim asıl merak ettiğim konu şu. Federal seçimleri Liberal Parti’nin kazanması halinde ( en son kamuoyu yoklamaları Liberal Parti’nin kazanacağını gösteriyor ) Federal Hükümet ile yine bir Liberal olan NSW Başbakanı Barry O’Farrell arasındaki görüş ayrılığı… Avustralya Federal Hükümeti’nin sözde Ermeni soykırımını tanıması beklenmiyor ancak aynı partiye mensup iki başbakanın aynı konuda, farklı görüşlere sahip olmasını Türkiye Cumhuriyeti’ne nasıl açıklayacaklar, işte bunu cidden merak ediyorum…
Twitter Aleminden :
Şamil Tayyar : Başbakan oy için ağladı diyenler intihara kalkışsa, namludan fırlayan mermiler saatlerce beyin bulamadığı için oturur ağlardı!
Muharrem İnce : Başbakan’ın Esma için ağlaması ne kadar insani ise, Türkiye’de yaşamını yitirenlere bazılarının takındığı tavır o kadar insanlık dışıdır.

#Barry O’Farrell#Gülseren Çelik#Recep Tayyip Erdoğan

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published / Required fields are marked *